Devlet Bahçeli’den Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki: Suikast hevesi… Zaho için de konuştu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ÖTV indirimi’ çıkışını ‘Türk ekonomisine suikast’ olarak değerlendirerek çağrıda bulunmuş oldu.

Abone ol

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı  Devlet Bahçeli’nin, iç ve dış siyasal gündeme ilişkin yazılı izahat yapmış oldu. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kılıçdaroğlu boyundan büyük, aklının yetmediği, hayalinde bile yapamayacağı sözler vermekten kesinlikle uzak durmalı, ek olarak otomobil satışlarını tezvirat mevzusu haline getirerek Türkiye ekonomisine suikast hevesinden pişmanlıkla dönmelidir.” dedi.
Bahçeli’nin açıklamasından öne çıkanlar şu şekilde:

Beşeriyet çetin ve sancılı bir geçiş sürecinin içinde bir yanda bocalayıp çırpınırken diğer yanda vaki anafordan çıkış ve kurtuluş yolları aramaktadır. İnsani, vicdani ve siyasal krizler birbirine eklemlenerek, birbirinden enerji devşirerek günbegün derinleşmektedir.

Rusya-Ukrayna savaşının yaygın komplikasyonları, ekonomik ve diplomatik bunalımların konservatif ve kolonyal tesirleri, asimetrik çatışmaların yanında etnik ve mezhebi kutuplaşmaların karmaşa ve koçbaşı halinde kullanım şekli sulh, refah ve istikrar arayışlarını sekteye uğratmaktadır.

Alacakaranlık tabloya karşın
Retorikte yeni bir dünyanın yol haritası çizilirken, bundan mülhem skandallar ve trajedilerin ivme kazanması, insani ve toplumsal maliyetlerin kabarması organik olarak hayal kırıklarıyla beraber daha iyi, daha güvenli, daha dengeli bir dünya özlemini sabote etmektedir.

Karşımızdaki bu alacakaranlık tabloya karşın Türkiye çelik şeklinde iradesiyle, ümit ve uğur adası şeklinde sivrilen itibarıyla tüm dikkatleri üstüne çekmektedir.

Nerede bir sorun var ise, nerede düğümü çözülmesi ihtiyaç duyulan bir problem bulunuyorsa Türkiye’miz etken, atılgan, oldukça boyutlu, ulusal ve içsel değerlerle perçinlenmiş görevli politikalarıyla o alanlara müdahil olmaktadır.

Türkiye gerçeği ortadadır
Söz dinleyen değil, sözü dinlenen; söz geçen değil, sözünü geçiren, bunu da samimiyetle, caydırıcı vasfıyla, usta manevralarla, sabır ve sebatla örülmüş adımlarla, devlet ve millet dayanışmasının benzeri olmayan ahlakıyla başaran bir Türkiye gerçeği vardır ve tüm görkemiyle ortadadır.

Ülkemizin muvaffakiyetindeki ve mukayeseli üstünlüğündeki sır, tarihin akış istikametini isabetli okumasında, coğrafyaların dokusuna zamanında nüfuz etmesinde, dönemin ruhunu doğru anlayabilmesinde yatmaktadır.

İlerleyen, hamle üstünlüğünü devamlı elinde tutan, ilkelerinden ve inançlarından taviz vermeyen Türkiye’nin her sorunda yargıcı görevi üstlenmesi kuşkusuz zamanı misyonuyla uyumun bir sonucudur.

Ülkemiz lehine müstesna gelişmeler
29-30 Haziran 2022 tarihinde Madrid’de düzenlenen 32’inci NATO Zirvesi, 19 Temmuz 2022 tarihinde Astana formatında gerçekleşen Tahran Zirvesi, sonucunda 22 Temmuz 2022 tarihinde İstanbul’da “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi”nin imzalanarak bir anlaşmaya bağlanması ülkemiz lehine müstesna gelişmelerden yalnız bir kısmıdır.

Bilhassa Ukrayna limanlarında sıkışan tahılın dünyaya erişmesi hususunda Türkiye’nin yoğun çabası, aylar devam eden müzakerelerdeki dirayeti ve ısrarı ezcümle netice vermiş, açlık ve yoksullukla pençeleşen yüz milyonlarca insana can simidi uzatılmıştır.

İnanıyorum ki, Rusya ile Ukrayna içinde kalıcı çözüm ve sulh ikliminin yeşermesi de oldukça uzun sürmeyecektir.

Türkiye zoru başarmıştır
Etkili mutabakat iradesi mütemadi münakaşa ilkelliğini örselemiş, acıma ve mehabet duygularını insani mükellefiyet çerçevesinde öne çıkarmıştır. Türkiye zoru başarmıştır. Bundan haklı olarak aziz milletimiz mesut ve ziyadesiyle memnun olmuştur.

Ne var ki Türkiye’nin kuvvetli varlığından ve ağırlığı olan vaziyetinden, hatta göze çarpan yükselişinden rahatsız olan husumet cephesi ilk fırsatta kendini açık etmiş, provokasyon düğmesine peş peşe basmıştır.

Tahran Zirvesi’nden bigün sonrasında Irak’ın Dohuk Vilayeti’nin Zaho İlçesi’nde bir dere kenarına meydana getirilen hunhar terör saldırısıyla, -ki bu kanlı saldırıda 8 sivil yaşamını yitirmiş, 23 sivil de yaralanmıştır- tahıl koridoru açılmasının ertesi günü Ukrayna’nın Odessa kentindeki tahıl silolarının vurulması vahim bir düzenleme olarak karşımıza çıkmıştır.

Zaho’da masumların canına kast eden hücum bir terör eylemidir. Tertipçileri ve tetikçileri Türkiye’nin hem terörle mücadelesinden hem de bölgesel güç ve küresel erkek oyuncu olarak sivrilmesinden tadı kaçan terör, tabanca ve cenk baronlarıdır. Esasen bu karanlık emellerin hüviyetleri bellidir.

Zaho’da sivil insanların kanını döküp derhal peşinden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni suçlama yarışına girenler Türkiye’miz üstünde hesap meydana getiren, bölücülüğe refakat eden, teröre gelecek bağlayan, dahası her alanda önümüzü kesmek için pusu kuran alçalmış ve alçaklaşmış çevrelerdir.

Terörle mücadelemizi engellemek maksadıyla her yola müracaat edenlerin kimler olduğu bilinmektedir. Zaho’daki kanlı eylemin sorumluluğunu Türkiye’ye ihale etme yanlışına düşenler bizatihi suçludur, bu suretle cinayetlerine yenilerini eklemişlerdir.

Irak Merkezi Hükümeti ortaklık yayınlarını açık tutarak, diyalog zemininden kaçmadan Zaho katliamının saklanmış faillerini Türkiye’yle eşgüdüm halinde ortaya çıkarmak mecburiyetindedir.

Bilinmelidir ki, şiddetle lanetlediğimiz 27 Temmuz 2022 tarihinde Musul Başkonsolosluğumuza füzeli saldırıyı kim ya da kimler yapmışsa Zaho’ya hücum eden da aynı mihraklardır.

Irak’ın içine gömüldüğü siyasal istikrarsızlık tablosu, dokuz ayı gören hükümet krizi, yayılan sokak gösterileri, mezhep temelli cepheleşmeler, birden alev alan parlamento baskınları gerçeklerin tecellisine engel olamayacaktır. Türkiye’yi töhmet altında bırakmaya asla kimsenin, hiçbir ülkenin hakkı yoktur.

Irak’ın sarsak yönetimi eğer Zaho ve Musul’daki terör saldırılarının sorumlularını bulamayacaksa, buna da yanaşmayacaksa; Türkiye bu hain ve haşaratları araya araya tespit edip cezalandırmaya muktedirdir. Ve mezkûr hesap kesinlikle sorulacaktır.

Türkiye’yi Irak’ta meşgul etme, tuzağa çekme, yargılama sinsiliği kolektif bir tezgâhtır. Bu tezgâhı kuranlar, Akdeniz ve Ege’deki mevcudiyetimizi, Rusya ve Ukrayna içinde barışçıl çabalarımızı, Tel Rıfat ve Münbiç’e olası askeri harekatımızı engellemek isteyen namertlerdir.

Bunlara taşeronluk yapanlar da iç işgal cephesinde buluşan siyasal partiler, köhne bildirilere imza atan sözde aydınlar, satılmış sivil cemiyet kuruluşları, kiralık gazeteciler, kurşun askere dönüşmüş tv yorumcularıdır.

Emperyalizmin zehirli mahsülü
Şerefli Türk polisine yumrukla hücum eden terör örgütü yandaşı bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına itiraz eden CHP-HDP bloğu ise emperyalizmin zehirli mahsulü, Kandil’in ve Pensilvanya’nın zelil havarilerinden başka bir şey değildir.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun terörist Demirtaş’ın ve Sorosçu Kavala’nın özgür kalmasını en büyük arzusu olarak açıklaması Zaho kumpasının Türkiye’deki tesir ajanlarının kimler bulunduğunu netleştirmiştir. Bir teröristin özgür kalmasını istemek vatana ihanet, şehitlerimize hakaret, gazilerimize küfürdür.

Kılıçdaroğlu’nun HDP avukatlığına soyunması, terörist hayranlığıyla soluklanması üstlendiği siyasal mesuliyet dikkate alındığında ulusal güvenlik sorunudur.

CHP yönetimi HDP’nin maske takan kripto damarıdır. CHP’ye oy veren yurttaşlarımızın bu yalın ve yakıcı hakikati görmesi haiz oldukları vatan ve millet sevgisinin kaçınılmaz bir gereğidir.

Unutulmamalıdır ki, terörist Demirtaş’ın özgür kalması yerine, terörist kardeşinin ne vakit dağdan ineceğini yada etkisiz hale getirileceğini sormak CHP yönetiminin kaybetmiş olduğu siyasal haysiyetini bir nebze de olsa yeniden kazanmasına yarayacaktır.

Bir kez daha aynı kareye girmiştir
Asla kimse Türk milletinin sabrını yanlışa yormamalıdır. Türkiye’nin başarılarını hazmedemeyen, dünya ülkemizi konuşuyorken ahlaksızca kötülemeye çalışan zillet ittifakının düşmana ganimet olduğu, siyasal rant vaatleriyle iyi mi kafa kola alındığı geldiğimiz bu aşamada ayan beyan ortadadır.

Bunun yanı sıra, Kılıçdaroğlu’nun ve zillet ittifakının sisli yörüngesine sabitlendiği ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanlığı toplumsal medya vesilesiyle teröristlere taziye mesajı yayımlamış, bir kez daha terörizmle aynı kareye girmiştir. Bu durum kabul edilemez bir işbirlikçilik ve iradesizlik örneğidir.

ABD’nin yapmış olduğu sadece bir düşman unsurun girişim edeceği bir utanmazlıktır. Bu ülkenin Ankara Büyükelçiliğinin şehitlerimizle ilgili taziye mesajı paylaşması da hiçbir şeyi değiştirmeye, suçu örtmeye yetmeyecektir.

Türkiye ABD’nin 51. eyaleti değildir
Dost ve bağlaşık zannettiğimiz ABD’nin sallanan ve sarsılan ülke fotoğrafına bakması, kanunsuz halde ve insanlık değerlerini hiçe sayarak mevzilendiği Suriye’nin doğusundan derhal ve önşartsız çekilmesi her açıdan zorunluluktur.

Türkiye ABD’nin 51’inci eyaleti değildir. Türkiye sömürgeleşmiş bir ülke asla değildir. Terörle bir ve birlikte olanlar da bizim nezdimizde teröristtir.

Bilhassa CHP Genel Başkanı’nın ve öteki zillet parti başkanlarının bu gerçeği akıllarından çıkarmamaları yegane tavsiyemizdir. Kılıçdaroğlu’nun “devleti tekrardan inşa edeceğim” sözü ateşle oynamaktır, tuttuğu namlu da ters tepecektir.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün esasları, yeni Türk devletinin inşa ve ihyası 29 Ekim 1923’de tescil edilmiş, sorun tekrar açılmamak suretiyle kapatılmıştır. Devleti tekrardan inşa etme beyanı bölücü bir dildir, teröre sinyal ve Türkiye düşmanlarına hizmettir.

Kılıçdaroğlu boyundan büyük, aklının yetmediği, hayalinde bile yapamayacağı sözler vermekten kesinlikle uzak durmalı, ek olarak otomobil satışlarını tezvirat mevzusu haline getirerek Türkiye ekonomisine suikast hevesinden pişmanlıkla dönmelidir.

Şehitlerimizin kanı yerde bırakılmayacak
Aksi halde Türk milleti bu küstah ve yetersiz zihniyete bedelini misliyle ödettirmeye hazırdır, buna da kararlıdır. Bu duygu ve düşüncelerle son günlerde terörle savaşım esnasında şehit düşen kahramanlarımıza Cenab-ı Tanrı’tan rahmetler niyaz ediyor, ailelerine, milletimize ve tabanca arkadaşlarına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olacaktır. Şehitlerimizin kanı yerde bırakılmayacaktır. Terörün kökü kazınacak, bu melanet ve musibet yok edilecektir. Türk vatanı emperyalizme şirinlik meydana getiren, göze girmek için uğraşan, sürekli güvercin taklaları atan kirli ellere, kişiliksiz emellere, kısacası zillet ittifakına asla teslim edilmeyecektir.

2023 senesinde Cumhuriyetimizin hem 100’üncü yıl dönümü kutlanacak, hem de Cumhuriyetin bekçisi ve güvencesi olan cumhurun görkemli başarısı yaşanacaktır.

Türkiye’nin istikbalini çürümüş zillet değil her alanda ve her anlamda uyanışa geçen büyük Türk milleti atama edecektir.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.